SPOR SEVEN ANTALYA TRAVESTİ

ANTALYA TRAVESTİ

Antalya travesti Sabahları spor yapmasını severim. Hiçbir şey yapamadım yürüyüş yapmak Antalya’nın o mis kokusunu içime çekmek, deniz kenarında bir kahve içmek benim için paha biçilemez. Her insan yaşadığı şehre aşık olacak diye bir şey yoktur bu çok az insana nasip olur fakat ben yaşadığım şehrin her karışına aşığım. ANTALYA TRAVESTİ Düzenli rutinlerim vardır. Her sabah uyanır uyanmaz kahvemi yapar çıkar balkona deniz kokusunda içerim. Bu yaz kış hiç şaşmadı bu şehrin güneşine de fırtınasına da aşık birisiyim. Antalya travesti Sokaklarında dolaşmak Kaleiçi’nde birkaç arkadaşla buluşup canlı müzik eşliğinde iki kadeh bir şeyler içmek, dağlarında ormanlarında gezmek, o yollarda dikili palmiye ağaçları altında yürüyüşler yapmak. Bunu hiçbir şeye değişmem. Benim için Antalya hep gökkuşağı renklerinde olmuştur ama bu herkes için geçerli değildi tabi ki. Bu sabah uyanıp üzerimi değiştirip deniş kenarında koşmaya gittim. Biraz koştuktan sonra bir banka oturup soluklandım. Elimde telefon bir şeyler okuyordum. Yanıma bir kadın yaklaştı “oturabilir miyim?” diye sordu. “Tabi ki” dedim. kadın yanıma oturdu biraz zaman geçtikten sonra “Ne kadar karanlık bir şehir değil mi?” dedi. Kafamı kaldırıp yüzüne baktım yüzünde sağ gözünün altında bir morluk gördüm. “Aslında öyle değil” dedim “Hayata nasıl baktığına bağlı” gülümsedi eliyle yüzündeki morluğu tutarak. Sonra anlatmaya başladı sanki onunla yıllardır arkadaştık ve kaldığımız yerden sohbetimize devam eder gibiydik. Antalya’da travesti olduğunu ve çok zor şartlar altında çalıştığını söyledi. Bir kızı varmış babasının kim olduğunu bilmediği bir kız çocuğu. Bu işi yapmaktan iğrendiğini ama ona kimsenin başka iş vermediğini anlattı. Döndü bana baktı “Ne güzelsin” dedi. “senin yaşadığın hayatı yaşıyor olsaydım bende renkli görebilirdim bu şehri ama benim pencerem hep karanlık” dedi. Antalya travesti Sonra kafasını aşağı eğip “Antalya travesti işte bizim hayatımız bu” dedi. Biz sadece bu şehirde böyle anılırız. Antalya Travesti ötesi yok” dedi. Ve kalkıp yanımdan uzaklaştı. Arkasından dakikalarca bakakaldım. Oturduğum banka çivilenmiş gibiydim ne kalkabiliyordum nede oturabiliyordum. Bu çok ağırdı. O aşık olduğum şehir nasıl olurdu da dakikalarca gözümde gri kalabilirdi.